|
Mehmet Çetin'in iki şiir kitabı Sur Kitaplığı tarafından yayınlandı |
|
|
piya'nın ilk kitabını da yitirdik! |
Piya Kitaplığı’nın yayımladığı ilk kitap olan “Düşler ve Seyrek Zamanlar” adlı şiir kitabının da yazarı olan kardeşimiz Süha Tuğtepe’yi 24 Haziran 2009’da Hannover’de yitirdik. Düş yoldaşımızın hatıraları ve şiiri daim kalsın..
Süha Tuğtepe, 1956'da Cide'de doğdu. Şiirleri "Türkiye Yazıları", "Broy", Yarın", "Varlık", "Adam Sanat", "Şiir Atı" “Ütopiya”, “Kunduz Düşleri” gibi dergilerde yayımlandı. İlk şiir kitabı "Yüzler ve Zarflar" 1986 yılında Akademi Kitabevi İlk Yapıtlar Şiir Ödülleri'nde mansiyona değer bulundu. İkinci kitabı "Düşler ve Seyrekzamanlar" (Piya-1991), 1990 Yunus Nadi Ödülleri'nde mansiyon kazandı. Yazarın yayımlanan diğer şiir kitapları şunlardır. "Sürgün Mozaik" (Piya-1994), "Piton Üşümesi" (Piya-2000), "Güzelhayvan" (Adam-2005). Nişantaşı… Nişantaşı.. (2008-Doğan)
|
|
Devamını oku...
|
|
|
"döğüşkenlikle inceliğin kesiştiği yeri aramak" / arşiv |
"Sonuçta
gerçekleşen şu; kişi kendi firarını gerçekleştiriyor, önce bireysel düzlemde.
Bu, esir düşmesine rağmen teslim olmayan insanın yaşama, direnme tavrıdır.
Öncelikle budur. Çıkış noktasıdır.
Sonrası da var. Sonrası bu firarın ustalıkla başarılmasıdır. Şimdi bu süreci yaşıyoruz.."
Mehmet
Çetin ''Cezaevi Edebiyatı'' nitelemesine karşı çıkıyor
Mehmet Çetin / Füsun Öztürk
Baysan Adımlar, 19 Kasım'89
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Cumhuriyet, tahtaya kalk! |
Büyük Yunanlı dünya şairi Yannis Ritsos, sizce şiir olan nedir mealindeki bir soruya, bundan otuz yıl kadar önce şu mealde bir cevap vermiştir: 'Şiir, synthetic olandır. Bundan kastım, duyular ve nesneler onda bireşmelidir.' Önce şu synthetic (sentetik) olanı açıklamaya çalışalım. Bu soruyu Yannis Ritsos'a sormuş olan 'ulu' Türk şairi, çevirmeni ve rejim aydını, Özdemir İnce'dir. (Ki zat-ı muhteşem, çok değil, daha bundan yedi yıl önce, benim de üniversiteden atıldığım yıl, Kürtçe eğitim talebini 'terör'le eşdeğer görebilecek kadar Kürtleri seven bir cumhuriyet aydınıdır. Dünyada herkesle barış içinde ve kardeş, tüm ezilenlere yoldaş olangillerden, Kürtlere gelince, esmer ata atlar, tabancalar patlargillerden). |
|
Devamını oku...
|
|
|
kitap, aşk ve itirazın buluştuğu yer |
![]() söyleşi: çiğdem koç / namık kuyumcu
AŞKIN RENGİ SİYAHTIR kısa sürede üç baskı yaptı. Dördüncüye ulaştı sanırım. Birçok yerde ve çevrede bu kitap konuşuluyor. Gerçek şiir okuru seni zaten şiirlerinden bilen ve izini süren bir okur. Ama düzyazılarının yer aldığı son kitabın fırtına gibi girdi daha evvel seninle yolları kesişmemiş okurların dünyasına. Bunu neye bağlıyorsun, şiirlerinden sonra gelen bu yüksek sesli ve iştahlı talebi? Özellikle de kadın okurların ilgisi gerçekten çok büyük oldu? Özelliklekadınları bu kitapta bu kadar etkileyen ne oldu sence? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Serê her serra newiyê de herkes
dileganê xo ano zon. Roca na serê 2009ie de yemayi kê jü
rica u mıneta ma esta, zerrê weşiya hometa ma ra.
Kamo kê ni zoni qesey keno;
wazeno cı rê kırmançki vaco, wazeno zazaki, dımılki, kırdki ya ki so-be vaco,
hama kamo kê şiya ni zoni de weşiya xo rameno, kamo kê bara ni zoni ‘zonê ma u
piyê ma, zonê pir u pirababê ma’ vano, zerrê xo ra kamci namê yeno va yi vaco. Ma
pero zanimê kê çımo jü kê berba, çımo bin nêhuno! A ra rica u mıneta ma nawa kê
zonê xo rê wayır vecimê. Ma nıwazenimê kê teng u teynayina zonê ma ser zobina
thaba vacimê. Per u piya nae zanime. Hal u melalê zonê ma nawo wertê do. Nu hal
na dem rut u repaliyo, bêwayıriyo, dina ra surgınıyo, teynayin u teberiyo…
|
|
Devamını oku...
|
|
|
"ve ölüm daha büyük ve daha kırmızı olur gülden / ve sığmaz her mezara" |
"Yılmaz Güney Öldü"
-diye bağırıyordu gazete satıcısı çocuk.
Şehiriçi belediye otobüsü durağa vardığında, açılan kapıyla birlikte kaldırımda gazete satan çocuğun canhıraş çığlığını duyuyorum ilkin. Ankara’ya henüz iniyordu güz, Ulus’tayız. Saflarına katıldığım bir iyimserlikle, gideceğim toplantıyı düşünüyorken, gazete satıcısı çocuğun çığlığı yolumdan çeviriyor beni. Büyük bir şaşkınlık ve acıyla otobüsten iniyor, çocuğun sattığı gazeteyi alıyorum. Yerel bir gazete bu ve bu tür gazetelerin asparagasına çok yabancı değilsem de, çocuğun çığlığı, gazetenin manşeti çok inandırıcı sanki:
-Yılmaz Güney Öldü!
|
|
Devamını oku...
|
|
|
“Ben ki dağlara şiir vermişim”
Dersim’deyim: sanki ilk ya da son kez görüyormuş gibi bakıyorum dağlarımıza, uzun uzun. Bakarken, bu dağlara sırlarını armağan edenlerle, sır olup bu dağlara karışanlarla, bu dağlarda dağlaşanlarla, bu dağlara hasret düşen, hasretleriyle bu dağlara düşen düş yoldaşlarımla birlikte bakar buluyorum kendimi.
Vaktiymiş demek ki hatırlamanın: ‘insanın rüzgâr oluşu’ biraz da bundanmış..
Kimi dizeler, sözler,
söylemeler o dağlar gibi yurt tutuyor insanın kalbinde, en kadim
hafızasında. Erken biten bir çocukluktan gençliğe geçtiğim yıllarda,
henüz haberdar olduğum devrimci söylemlerin heyecanıyla doluyum.
|
|
Devamını oku...
|
|
|