Anasayfa
Söyleşiler
Kitapsız Şiirler
Kitapsız Yazılar
Klamlar / Şarkılar
Kırmancki
Kurmancki
Nederlands
English
Francais
Others





Şifrenizi mi kaybettiniz?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Şuanda 1 konuk çevrimiçi
Ziyaretçi sayacı
101319 Ziyaretçiler
Anasayfa
"zamana yani dağa uza mecrasında"


Mehmet Çetin ile söyleşi / Hüseyin Şahin

“Taşlarda ne saklı değil ki! Bilmiyoruz! Bilemiyoruz henüz... Kendi iktidar hırsıyla doğayı ve doğadakileri temellük eden ve giderek de tüketen egemenlikçi insanın bunu anlama ve açıklama şansı yok...”


Uzun yıllardır hem Türkçe hem de anadili Kirmançkî ile yazan Mehmet Çetin’in ‘Taşa Hatıra’ adlı yeni Türkçe şiir kitabı ile, 20 yılı aşkındır anadiliyle yazdığı şiirlerden seçilmiş ‘Surêdar’ adlı şiir kitapları Sur Kitaplığı’ndan çıktı. Çetin’in Kirmançkî yazdığı ‘Surêdar’, 20 yılı aşkın yazma serüveninden izler taşıyor. “Taşa hatıra kalan Haziran’a’ adanan kitap ‘rüya, taşa hatıra: heyya dedim” dizesiyle başlayan ‘Taşa Hatıra’ ise doğanın ve doğadakilerin birbirleriyle muhabbet mecralarında seyrediyor, hatırlıyor ve hatırlatıyor. Mehmet Çetin ile ‘Taş Hatıra’yı konuştuk.
Devamını oku...
 
Mehmet Çetin'in iki şiir kitabı Sur Kitaplığı tarafından yayınlandı
 
Türkçe’deki mevcut anlamı dışında Kırmançca/Zazaca’da “kızıl, kırmızı” anlamına da gelen “sur” kelimesinden esinlenerek kurulan Sur Kitaplığı; şair-yazar Mehmet Çetin’in bütün kitaplarını yayımlamak üzere yayın hayatına başladı.
Uzun yıllardır hem Türkçe hem de ana dili Kırmançca ile yazan Mehmet Çetin’in “Taşa Hatıra” adlı yeni Türkçe şiir kitabı ile, 20 yılı aşkındır ana diliyle yazdığı şiirlerden seçilmiş “Surêdar” adlı şiir kitapları birlikte yayımlandı.
Devamını oku...
 
piya'nın ilk kitabını da yitirdik!
Piya Kitaplığı’nın yayımladığı ilk kitap olan “Düşler ve Seyrek Zamanlar” adlı şiir kitabının da yazarı olan kardeşimiz Süha Tuğtepe’yi 24 Haziran 2009’da Hannover’de yitirdik. Düş yoldaşımızın hatıraları ve şiiri daim kalsın..

Süha Tuğtepe, 1956'da Cide'de doğdu. Şiirleri "Türkiye Yazıları", "Broy", Yarın", "Varlık", "Adam Sanat", "Şiir Atı" “Ütopiya”, “Kunduz Düşleri” gibi dergilerde yayımlandı. İlk şiir kitabı "Yüzler ve Zarflar" 1986 yılında Akademi Kitabevi İlk Yapıtlar Şiir Ödülleri'nde mansiyona değer bulundu. İkinci kitabı "Düşler ve Seyrekzamanlar" (Piya-1991), 1990 Yunus Nadi Ödülleri'nde mansiyon kazandı. Yazarın yayımlanan diğer şiir kitapları şunlardır. "Sürgün Mozaik" (Piya-1994), "Piton Üşümesi" (Piya-2000), "Güzelhayvan" (Adam-2005). Nişantaşı… Nişantaşı.. (2008-Doğan)
Devamını oku...
 
"döğüşkenlikle inceliğin kesiştiği yeri aramak" / arşiv

 admlar_spot_-_kopya.jpg"Sonuçta gerçekleşen şu; kişi kendi firarını gerçekleştiriyor, önce bireysel düzlemde. Bu, esir düşmesine rağmen teslim olmayan insanın yaşama, direnme tavrıdır. Öncelikle budur.  Çıkış noktasıdır. Sonrası da var. Sonrası bu firarın ustalıkla başarılmasıdır. Şimdi bu süreci yaşıyoruz.."

Mehmet Çetin ''Cezaevi Edebiyatı'' nitelemesine karşı çıkıyor

Mehmet Çetin / Füsun Öztürk Baysan   Adımlar, 19 Kasım'89

Devamını oku...
 
Cumhuriyet, tahtaya kalk!
lal-image-.jpgBüyük Yunanlı dünya şairi Yannis Ritsos, sizce şiir olan nedir mealindeki bir soruya, bundan otuz yıl kadar önce şu mealde bir cevap vermiştir: 'Şiir, synthetic olandır. Bundan kastım, duyular ve nesneler onda bireşmelidir.' Önce şu synthetic (sentetik) olanı açıklamaya çalışalım. Bu soruyu Yannis Ritsos'a sormuş olan 'ulu' Türk şairi, çevirmeni ve rejim aydını, Özdemir İnce'dir. (Ki zat-ı muhteşem, çok değil, daha bundan yedi yıl önce, benim de üniversiteden atıldığım yıl, Kürtçe eğitim talebini 'terör'le eşdeğer görebilecek kadar Kürtleri seven bir cumhuriyet aydınıdır. Dünyada herkesle barış içinde ve kardeş, tüm ezilenlere yoldaş olangillerden, Kürtlere gelince, esmer ata atlar, tabancalar patlargillerden).
Devamını oku...
 
kitap, aşk ve itirazın buluştuğu yer
 k6.jpg söyleşi: çiğdem koç / namık kuyumcu

AŞKIN RENGİ SİYAHTIR kısa sürede üç baskı yaptı. Dördüncüye ulaştı sanırım. Birçok yerde ve çevrede bu kitap konuşuluyor. Gerçek şiir okuru seni zaten şiirlerinden bilen ve izini süren bir okur. Ama düzyazılarının yer aldığı son kitabın fırtına gibi girdi daha evvel seninle yolları kesişmemiş okurların dünyasına. Bunu neye bağlıyorsun, şiirlerinden sonra gelen bu yüksek sesli ve iştahlı talebi? Özellikle de kadın okurların ilgisi gerçekten çok büyük oldu? Özelliklekadınları bu kitapta bu kadar etkileyen ne oldu sence?
Devamını oku...
 
Sarê Ma;

3ocak09.jpgSerê her serra newiyê de herkes dileganê xo ano zon. Roca na serê 2009ie de yemayi kê jü rica u mıneta ma esta, zerrê weşiya hometa ma ra.

Kamo kê ni zoni qesey keno; wazeno cı rê kırmançki vaco, wazeno zazaki, dımılki, kırdki ya ki so-be vaco, hama kamo kê şiya ni zoni de weşiya xo rameno, kamo kê bara ni zoni ‘zonê ma u piyê ma, zonê pir u pirababê ma’ vano, zerrê xo ra kamci namê yeno va yi vaco. Ma pero zanimê kê çımo jü kê berba, çımo bin nêhuno! A ra rica u mıneta ma nawa kê zonê xo rê wayır vecimê. Ma nıwazenimê kê teng u teynayina zonê ma ser zobina thaba vacimê. Per u piya nae zanime. Hal u melalê zonê ma nawo wertê do. Nu hal na dem rut u repaliyo, bêwayıriyo, dina ra surgınıyo, teynayin u teberiyo…

Devamını oku...
 
"ve ölüm daha büyük ve daha kırmızı olur gülden / ve sığmaz her mezara"
"Yılmaz Güney Öldü"ylmazgneykltrvesanatfestivali52.jpg
-diye bağırıyordu gazete satıcısı çocuk.
Şehiriçi belediye otobüsü durağa vardığında, açılan kapıyla birlikte kaldırımda gazete satan çocuğun canhıraş çığlığını duyuyorum ilkin. Ankara’ya henüz iniyordu güz, Ulus’tayız. Saflarına katıldığım bir iyimserlikle, gideceğim toplantıyı düşünüyorken, gazete satıcısı çocuğun çığlığı yolumdan çeviriyor beni. Büyük bir şaşkınlık ve acıyla otobüsten iniyor, çocuğun sattığı gazeteyi alıyorum. Yerel bir gazete bu ve bu tür gazetelerin asparagasına çok yabancı değilsem de, çocuğun çığlığı, gazetenin manşeti çok inandırıcı sanki:
-Yılmaz Güney Öldü!

Devamını oku...
 
Şövalye Ülkenin Lirizmi

k.burkay.jpg“Ben ki dağlara şiir vermişim”
Dersim’deyim: sanki ilk ya da son kez görüyormuş gibi bakıyorum dağlarımıza, uzun uzun. Bakarken, bu dağlara sırlarını armağan edenlerle, sır olup bu dağlara karışanlarla, bu dağlarda dağlaşanlarla, bu dağlara hasret düşen, hasretleriyle bu dağlara düşen düş yoldaşlarımla birlikte bakar buluyorum kendimi.

Vaktiymiş demek ki hatırlamanın: ‘insanın rüzgâr oluşu’ biraz da bundanmış..

Kimi dizeler, sözler, söylemeler o dağlar gibi yurt tutuyor insanın kalbinde, en kadim hafızasında. Erken biten bir çocukluktan gençliğe geçtiğim yıllarda, henüz haberdar olduğum devrimci söylemlerin heyecanıyla doluyum. 

Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sonuçlar 1 - 13 / 25