SÜLEYMAN CİHAN Komünist Bir Önderin Yaşamı PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 13 Mart 2011 14:27

SC_KAPAK  SÜLEYMAN CİHAN'IN KATİLLERİ NEREDE? 

12 Eylül darbesinin sorumlularına cezai ve hukuki dokunulmazlık sağlayan Anayasa'nın geçici 15. maddesinin 12 Eylül referandumu ile ortadan kalkmasıyla birlikte, darbecilerin yargılanmasıyla ilgili talepte bulunulmaya başlandı. Türkiye'nin son 30 yıllık insan hakları siciline gözaltında kayıplar, faili meçhuller damgasını vururken, "al gözaltına, yok et" ilkesi benimsendi. İşte 12 Eylül darbesinden sonraki "sürek avı"nda, "vur emri" ile takip edilen Süleyman Cihan da gözaltına alınıp katledilen devrimcilerden sadece biri.

30 yıl önce, yani 29 Temmuz 1981'de gözaltına alınan Süleyman Cihan'ın cesedi, ailesine bile teslim edilmemiş, ailesinden ve arkadaşlarından kaçırılarak kimsesizler mezarlığına gömülmüştü. Süleyman Cihan, devlete göre "imha edilmesi gereken bir komünist"ti! Ailesine 3 ay sonra söylenen ise "Süleyman Cihan'ın kendisini bir binadan aşağı attığı" yönündeydi. Devlet gözaltına almış, sorgulamış; sorgusunda ser verip sır vermeyen bir komünisti işkencede tezgâhında katletmişti.

  Kardeşi Ahmet Cihan ve yazar Mehmet Çetin, "Süleyman Cihan" anısına bir kitap hazırlayarak, 12 Eylül darbesinin kayıplarına, "imha edilmesi gereken komünistleri"ne dair tanıklık sunuyorlar. Kitabı hazırlayan Çetin ve Cihan özetle, "Bir 'kan davası' değildir ardında olunan; nice devrimci gibi, Süleyman Cihan'ın da hayatını adadığı 'adalet ve hakkaniyet' talebidir öncelikli olan" diyor.

Kitap özetle Süleyman Cihan'ın içine doğduğu sosyo-kültürel ortamı, aile çevresini, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, aşklarını, dostluklarını, o yıllardaki sosyal ve kültürel faaliyetlerini, yakalanışını ve katledilişini içeriyor. Cihan'ın öldürülüşü ile ilgili soruşturma ve kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki dosyalar da bu çalışmanın belgesel kanıtlarını oluşturuyor.

Süleyman CİHAN

Komünist Bir Önderin Yaşamı

Ahmet Cihan-Mehmet Çetin

BELGE YAYINLARI

BASINDAN

Bir 12 Eylül hesaplaşması; Süleyman Cihan kitabı / 10 Mart 2011

Belge Yayınları 12 Eylül karanlığının dağıtılmasına mütevazı bir katkı sunmayı amaçlayan yeni bir kitap yayımladı. Yazar Mehmet Çetin ve Ahmet Cihan’ın imzasını taşıyan “Süleyman Cihan, Komünist bir Önderin Yaşamı” adlı kitap ‘Süleyman Cihan’ anısına hazırlanmış. Kitap ayrıca 12 Eylül darbesinin kayıplarına, “imha edilmesi gereken komünistleri”ne dair tanıklık sunuyorlar.

12 Eylül darbesinden sonraki ‘sürek avı’nda, ‘vur emri’ ile takip edilen Süleyman Cihan da gözaltına alınıp katledilen devrimcilerden sadece biri. 30 yıl önce, yani 29 Temmuz 1981'de gözaltına alınan Süleyman Cihan'ın cesedi, ailesine bile teslim edilmemiş, ailesinden ve arkadaşlarından kaçırılarak kimsesizler mezarlığına gömülmüştü. Süleyman Cihan, devlete göre “imha edilmesi gereken bir komünist”ti! Ailesine 3 ay sonra söylenen ise “Süleyman Cihan'ın kendisini bir binadan aşağı attığı” yönündeydi. Devlet gözaltına almış, sorgulamış; sorgusunda ser verip sır vermeyen bir komünisti işkencede tezgâhında katletmişti.

SÜLEYMAN CİHAN’IN YAŞAMI
Kitap özetle Süleyman Cihan'ın içine doğduğu sosyo-kültürel ortamı, aile çevresini, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını, aşklarını, dostluklarını, o yıllardaki sosyal ve kültürel faaliyetlerini, yakalanışını ve katledilişini içeriyor. Cihan'ın öldürülüşü ile ilgili soruşturma ve kovuşturmaya yer olmadığı yönündeki dosyalar da bu çalışmanın belgesel kanıtlarını oluşturuyor.
6 Mart Pazar günü Taxim Hill Hotel’de kitaba dair bilgilendirme yapan Çetin ve Cihan, kitaba dair “Bir 'kan davası' değildir ardında olunan; nice devrimci gibi, Süleyman Cihan'ın da hayatını adadığı 'adalet ve hakkaniyet' talebidir öncelikli olan” diyor.

Serhat Boztaş / BİRGÜN

 

Dersim halkının gizemli çocuğu anıldı

12 Eylül 1980 yılında Askeri Cunta tarafından katledilen TKP/ML Sekreteri Süleyman Cihan 60'ıncı yaşında anıldı. Duygu yoğunluğu yaşanan anma etkinliğinde Dersim halkının gizemli çocuğu Süleyman Cihan'a mücadele arkadaşları kavga sözü verdi.

 

Etkin Haber Ajansı / 06 Mart 2011 Pazar

İSTANBUL- Dersim Dernekleri Federasyonu, Taksim Hill Otel'de gerçekleştirdiği "Süleyman Cihan 60 yaşında aramızda" adlı etkinlikle 12 Eylül 1980 yılında Askeri Cunta tarafından öldürülen TKP/ML Sekreteri Süleyman Cihan'ı andı.

Etkinliğe, kayıp yakınları, 78'liler Birlik Dayanışma Girişimi, Süleyman Cihan'ın mücadele arkadaşları, İHD Kayıplar Komisyonu'da katıldı.

Etkinliğin açılış konuşmasını, Süleyman Cihan'ı anlatan "Süleyman Cihan Kominist Bir Önderin Yaşamı" adlı kitabın yazarlarından Mehmet Çetin yaptı. Katılımcıları Kürtçe selamlayan Çetin, Süleyman Cihan'ın yaşamına ilişkin bilgi verdi. İnsanlık ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenleri unutturmamak için Onur Vakfı kuracaklarını belirten Çetin, kitabın tüm gelirinin de vakfa verileceğini belirtti.

Açılış konuşmasının ardından Süleyman Cihan şahsında demokrasi ve insan hakları mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına bir dakika saygı duruşunda bulunuldu.

DERSİM HALKININ GİZEMLİ ÇOCUĞU

Kurulan serbest kürsüde söz alan Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Sekreteri Özer Tekinoğlu, sözlerine özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenlerin anısı önünde saygıyla eğiliyorum diyerek başladı.

12 Eylül 1980 darbesinin karanlık bir tarih olduğunu ifade eden Tekinoğlu, Cihan'ın mücadelesini ve maruz kaldığı işkenceler karşısındaki direnişini anlattı. Cihan'ın 2008 yılında yaşamını yitiren babası Ağa Cihan'ın oğlunu bulabilme mücadelesini dile getirdi. Cihan'ın Dersim kültürü adına yaptıklarına işaret eden Tekinoğlu, "Ondan öğrendiğimiz kültürü yarınlara taşıyacağız. Onu unutmayacağız" dedi.

"Süleyman Cihan Dersim halkının gizemli çocuğudur" diyen Tekinoğlu, Mehmet Çetin ve Ahmet Orhan'ın yazdığı Ragıp Zarakolu'nun yayımcılığını üstlendiği "Süleyman Cihan Kominist Bir Önderin Yaşamı" adlı kitabın yarınlara dipnot olacağını söyledi ve sözlerini Nazım'ın bir şiiriyle tamamladı.

'ÖLÜM BİZDEN UZAKTI'

Süleyman Cihan'ın ailesi adına Ahmet Cihan ise yaptığı konuşmada, bugünlerin yaşanmamış olmasını ifade etti. "12 Eylül'le biz kaybettik. Bu geçici bir kayıptır. Ancak 12 Eylül'ün azgın saldırısı birçok yoldaşımızı bizden aldı" diyen Cihan, "Birgün birimizin diğeri hakkında kitap yazacağı, anma yapacağı hiç aklımızdan geçmedi. Biz ağır sorumluluklar yüklendik ancak o sorumluluklar omzumuzda tüy gibi hafifti. Ölüm aklımızdan geçmiyordu. Ölüm bizden uzaktı" diyerek Cihan'ın hayat dolu yaşamını anlattı.

Cihan sözlerini şöyle sürdürdü: "Acıya alışılır derler, alışılmıyor. Hep bir tiyatro sahnesi gibi... Gözaltına alındı içim cız etti, öldüğü söylendi... Acıya da ölüme de alışılmıyor. Acıyı yaşayan bilir, içten içe kanayan bir yaradır."

Gözaltında kaybedilen Hasan Ocak, Süleyman Cihan, Nurettin Yedigöl gibi yüzlerce kişinin kaybedilişini kabullenmenin mümkün olmadığını söyleyen Cihan, kaybedilenleri geleceğe taşıyarak unutturmayacaklarını kaydetti.

Cihan ve salonda bulunanların gözyaşlarını tutamaması üzerine duygusal anlar yaşandı.

'İSİMLERİMİZE POLİS VE ASKERİ YAKIŞTIRAMAZDIK'

Süleyman isimli bir genç ise söz alarak, Süleyman Cihan'ı çocukken oynadığı oyunlardan tanıdığını söyledi. Oynadıkları oyunlarda polis ve asker olmak istemediklerini dile getiren Süleyman, "Hepimizin isimleri Mahir'di, İbrahim'di, Süleyman'dı... isimlerimize polis ve askeri yakıştıramazdık" dedi.

'İÇİMDE KOPAN YARA KANADI'

Cihan'ın etkinliğe katılmak için İzmir'den gelen öğretmeni Özer ise, Cihan'la diyaloglarını anlattı. Son olarak 1979 Haziran'ında görüştüklerini söyleyen Özer öğretmen, yıllar sonra bir gazete haberinde TKP/ML Sekreteri Süleyman Cihan'ın ölümünü öğrendiğini anlattı. Özer öğretmen, Münih sokaklarında Süleyman Cihan ve Yılmaz Güney'in Yol filminin posterlerini yan yana gördüğünde hissettiklerini ise şöyle özetledi: "İçimde kopan yara kanadı."

Özer öğretmen, "Süleyman kendisi için hiçbirşey istemedi. Halkın mutluluğu yarınları için emek harcadı, can verdi" dedi.

Çocukluk arkadaşı Mehmet Ali Eren de, Cihan'ın titiz, hayat dolu yaşamına ve barışçıl yönüne dikkat çekti ve Süleyman Cihan'ı konuşmanın çok acı olduğunu söyledi.

'YAKALANIRSAN SENİ ÖLDÜRECEKLER'

Cihan'ın İstanbul Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği'ndeki mücadelesini anlatan Mehmet Baykara ise, "Konuşmaların en zoru insanın katledilmiş arkadaşına ilişkin konuşmasıdır" diyerek sözlerine başladı. Süleyman Cihan'ın dostluğunda ideolojinin egemen olmadığını ifade eden Baykara, "Ben hep sırtımı Süleyman'a dayamaya ihtiyaç duydum" diyerek Cihan'a duyduğu güveni dile getirdi.

Kendisinin Kürt örgütünde yönetici olduğunu belirten Baykara, aldığı istihbarat doğrultusunda Süleyman Cihan'ı "Yakalanırsan seni öldürecekler" diye iki defa uyardığını anlattı. Baykara, Süleyman Cihan'ın davasında ve dostluklarında bir aşk insanı olduğunu vurguladı.

'SÜLEYMAN BİZİM EVİN İLK ACISIYDI'

Çocukluk arkadaşı Zeynep Eren ise, Cihan'ın ailelerinin bir ferdi gibi olduğunu dile getirerek, dostluklarını ve dernek mücadelesini anlattı. "Süleyman çok değişik bir insandı. Biraz da fedakarlığının kurbanı oldu" diyen Eren, Cihan'ın insani olan hiçbirşeyin peşini bırakmadığını ve insana duyduğu saygıyı dile getirdi.

Konuşması sırasında gözyaşlarına hakim olamayan Eren sözlerini şöyle tamamladı: "Süleyman bizim evin ilk acısıydı. O güne kadar annemin ağıt yaktığını hiç duymadım. Ama o gün annemin 'Süleyman cigerim' demesini hiç unutmuyorum."

Mehmet Ali Kankotan ise Süleyman Cihan'ı son görenlerden biri. Süleyman Cihan'ın sadece bir davanın devam ettiricisi, yöneticisi olmadığını ifade eden Kankotan, Cihan'ın mücadele bayrağını son nefesine kadar onurla taşıdığını söyledi. Kankotan, "Süleyman, son nefesinde bile düşmana sır vermedi, taviz vermedi. O bir siyasal aşıktı" diyerek Cihan'ın mücadelesine sevdasını özetledi. Kankotan, "Süleyman'ın katledilmesi, faşizmin kaba saba cinayetlerinden biridir. Bu kaba saba cinayetler bu rejimlerin suratına çarpılacaktır" dedi.

Yılmaz Çelik'in verdiği dinletinin ardından kürsü konuşmaları devam etti.

'KAYIPLARIMIZIN FAİLLERİ NEFESİMİZİ HEP HİSSEDECEK'

Duygu yoğunluğu yaşadığını ifade eden 1995 yılında gözaltında kaybedilen Hasan Ocak'ın abisi Hüseyin Ocak, gözaltında kayıpların aileleri olarak antik çağdan bu yana bir çok metin okuduklarını ve bunların hepsinde de insanlığa dair şeyler olduğunu söyledi. Prometus'dan örnek veren Ocak, "Biz bugünlere, bu bilince, bu kavganın yürütücüleri, bu kavgada bedenlerini verenler sayesinde geldik. 16 yıldır Galatasaray Meydanı'nda devam eden adalet arayışımızı sürecek. 16 yıldır bu cellatlardan hesap soracağımızı haykırıyoruz. Kayıplarımızın failleri hep nefesimizi hissedecek, ellerimiz yakalarında olacak" diye konuştu.

30 YILDIR KARDEŞ ACISIYLA, EVLAT ACISIYLA YAŞIYORLAR

Gözaltında kaybedilen Nurettin Yedigöl'ün kardeşi Muzaffer Yedigöl sözlerine, Süleyman Cihan anlatılırken geçmişe gittiğini ve gözlerinin önünden yaşananların bir film şeridi gibi geçtiğini ifade ederek "Acı düştüğü yeri yakar" dedi.

Mezarı bulunan Süleyman Cihan, Hasan Ocak'ın şanslı olduğunu ancak tüm çabalarına rağmen mezarı bulunmayan Nurettin Yedigöl için bunu söyleyemeyeceğini ifade eden Yedigöl, "Biz mezar arıyoruz" ifadesini kullanarak duygularını dile getirdi.

Abisiyle bir anısını anlatan Yedigöl, abisinin "birşey olmaz" diye kendisinden emin olduğunu söyledi. 14 Nisan 1981'de bir nişan çıkışından sonra Nurettin Yedigöl'den bir daha haber alamadıklarını dile getiren Yedigöl, babasının Nurettin'i 20 yıl aradığını, Kenan Evren'e bile gittiğini anlattı. Baba Yedigöl'ü kaybettiklerini ve 85 yaşındaki annesinin acısını anlatan Yedigöl, "Artık köylü bir kadın bile onun boşa ölmediğini söylüyor" ifadesini kullandı.

"Kardeş acısının, evlat acısının ne olduğunu bilmezsiniz. Yaşamayan bilmez. Biz 30 yıldır yaşıyoruz bu acıyı" diyen Yedigöl, 30 yıldır mezarsız olduklarını ifade etti. Kimse aynı acıyı yaşamasın diye 16 yıldır alanlarda acılarını haykırdıklarını söyleyen Yedigöl, "Bir Nurettin ölür, bin Nurettin gelir" diyerek sözlerini tamamladı.

TANIKLAR ÇIKARSA DAVA SÜRECİ YENİDEN BAŞLATILACAK

Süleyman Cihan'ın arkadaşı Hikmet Şenses ise, Türkiye tarihinin faili meçhul cinayetlerle yüklü olduğunu ve bu soruşturmaların adliyenin tozlu raflarında yok olup gittiğini ifade etti.

Av. Mihriban Kırdak ve Kemal Yılmaz'da sürece ilişkin yaptıkları konuşmalarda "Cihan 12 Eylül faşist cuntasında katledilenlerden sadece biridir" ifadesini kullandılar. Av. Kırdak, Süleyman Cihan olayına ilişkin tanıkların ortaya çıkması ile dava sürecini yeniden başlatacaklarını ifade etti.

Av. Yılmaz'ın Süleyman Cihan'ın katledilmesine ilişkin konuşması sırasında ise bir kadın "Yeter artık" diyerek fenalık geçirdi. Bayılan kadına salondakiler müdahale etti.

'BU CANİ DEVLETİ MAHKUM ETMELİYİZ'

"Süleyman Cihan Kominist Bir Önderin Yaşamı" adlı kitabın yayımcısı yazar Ragıp Zarakolu ise, 12 Eylül travmasının hala yaşandığına dikkat çekti. "Vampir gibi gençlerin kanına doymayan bir sistemdeyiz" ifadesini kullanan Zarakolu, 1915'den yana bu sistemin işlediğini söyledi. Zarakolu şöyle konuştu: "Bunun adına ben soykırım diyorum. Bu ülkede sadece soykırım yapılmadı Mustafa Suphi'lerden bu yana sistematik cinayetler işlendi. Süleyman Cihan'da onlardan biri. Soykırımcı devletin imha maskesini indirmek zorundayız. Bunun için tarihle yüzleşmek gerekir. Bu cani devleti mahkum etmeliyiz."

Zarakolu, sistemin 1938'de Dersim'i cezalandırdığına işaret ederek, aynı zamanda Süleyman Cihan'ın Hrant'ın Ermeni halkının da dostu olduğunu ifade etti. İmhacı mekanizmanın kılık değiştirerek, bukelemon gibi renkten renge girerek işleyişine devam ettiğini söyleyen Zarakolu, verilen kavganın sadece ideolojik bir kavga olmadığını insanlık adına verilen bir mücadele olduğunu kaydetti.

Süleyman Cihan'ı anlatan sinevizyon gösteriminin de yapıldığı etkinlik, Grup Munzur'un ezgileriyle devam etti.

 

s.cihan

Süleyman Cihan 60 yaşında

“Katiller, özellikle bir komünisti hedeflediklerini kendi ağızlarıyla açıklamışlardı. Adına layık bir komünisti, yani komünist gibi bir komünisti öldürdüklerini anımsatırım.” Diyordu J. Derrida; G. Afrika’da, Apartheid’e karşı mücadele sonrasında, komünist parti faaliyeti sürdürürken öldürülen Chris Hani için. Kitabın arka kapağında yer alan bu sözler, 12 Eylül askeri faşist cuntasının Süleyman Cihan’ı katlederken hangi amacı güttüğünü özetler niteliktedir.

1950’de acının ve zulmün tanıklığında Dersim’de doğdu Süleyman Cihan. Daha sonra okumak için geldiği İstanbul’da siyasetle ilgilenmeye başlamıştı. 1974 yılında kurulan Tunceli Yurt Yaptırma ve Yardımlaşma Derneği kurucu başkanlığını yaptı. Bu süreçte komünist parti faaliyetlerine de başlamıştı. 12 Eylül faşizminin kol gezdiği dönemde de hakkında vur emrinin olması, O’nun hayatını devrimci mücadeleye adamasına ve hiç tereddütsüzce bu uğurda savaşmasına engel olamadı. Tıpkı bayrağı devraldığı yoldaşı İbrahim KAYPAKKAYA gibi. 30 yaşında faşizmin eli kanlı cellatları tarafından hunharca katledildi. Tanıklara rağmen intihar ettiği söylendi.

“Süleyman Cihan, Komünist bir önderin yaşamı” adıyla çıkan kitap; dostlukları, yoldaşlıkları ve kavgasıyla önder bir devrimci komünisti anlatıyor. Yazar Mehmet ÇETİN ve kardeşi Ahmet CİHAN’ın toparladığı döneme ilişkin bilgi, belge ve tanıklıkları içeren kitabın tanıtımı, 6 Mart Pazar günü Taksim Hill Otel’de yapıldı. “Süleyman Cihan’ın hayatını adadığı değerlere saygının gereği kolektif çalışmanın öncelikli olduğu bir kitap” olarak tanımlanan çalışmanın tanıtıldığı etkinlikte, arkadaşları, avukatları, kendisine yoldaşlık edenler duygu ve düşüncelerini paylaştı. Tanıtımda Yılmaz Çelik ve Grup Munzur da Süleyman Cihan anısına türküler seslendirdi.

YÇKM WEB

Son Güncelleme: Cuma, 24 Haziran 2011 13:54
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile